29 Şubat 2012 Çarşamba
Ah şu an Şehzadebaşı'nda Ahmet Hamdi'nin hayali kahvesinde olmak, orada Nizamıalemciler ve Esafil-i Şarklılar ortasında bir yerde olmak vardı.Hay Allah,bak yine karar veremedim nerede olacağıma!!Oysa yıllar önce her şey ne kadar kolaydı.Zerdüşt'ün verdiği gazla übermensch'e ulaşıp dünyayı kurtaracaktım.Şimdiyse kolu astarlı katipler misali kelime hesabı yaparak perşembe günü için ödev yetiştirmeye çalışıyorum.O perşembe akşamı bir gelse,dostlarla akşam yemeğinde yaprak dolması sonrası güveç eşliğinde moda deyimle ''chit-chat'' yaptıktan sonra gece rüyaya yatsam.Raif Efendi ve İnce Memed ile kafaları çekip onlardan aşık ve kahraman olmanın tüyolarını alsam.Cuma öğlen uyansam ancak: karışık çerezde çok sevilen acı bademin en sona bırakılması gibi, araya Nietzsche'yi, Jung'u, Sartre'ı katsam da bir türlü karşı koyamadağım Ahmet Hamdi'yi bitirsem artık.Enstitü kursa saatleri edebi hodbinliğe ve nihilizme...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder