10 Mayıs 2014 Cumartesi

The Great Gatsby

Hatırlanabilecek kadar kısa ama unutmaya yüz tutmaya başlayacak kadar uzun bir zaman önce F. Scott Fitzgerald'ın birkaç kısa öyküsünü okuduktan sonra dramatik biyografisine aşina oldum. O'nunla ilgili az da araştırma yapan her edebiyatsever gibi Muhteşem Gatsby'i Bucket Listeme almam uzun sürmedi. Lakin kendisini hazmetmem bir hayli zaman aldı çünkü Haşmetmahap Can Yücel'in nev-i şahsına münhasır bir şekilde bu klasiği tercüme ettiğini duyunca başka bir çevirisini okumaya gönlüm elvermedi. Sonunda elime geçen çeviriyi 3 aylık bir rötardan sonra dün gecede tek bir seferde Florence Welsch'in sinema filmine yaptığı muazzam soundtrack Over the Love yaklaşık 100 kez tekrar butonunu aşındırarak okudum. Yetmeyip üstüne bir de Leonardo Di Caprio'nun arz-ı endam ettiği filmi henüz izledikten sonra bunları yazıyorum. Amerikan Jazz kuşağını biraz da ironik bir şekilde anlatan The Great Gatsby üzerine edebi anlamda söylenebilecek her söz halihazırda söylenmiş bulunmakta. Fakat Can Yücel en iyi değil de en kendine özgü çevirisiyle kitaba henüz başlarken ve aynı şekilde de bitirirken insanı can evinden vurmayı başarıyor. Çünkü kitabı büyük bir tercüman hatası olmasına rağmen nerdeyse yeniden yorumlamış kitabı ama bu da O'na bambaşka bir lezzet katmış. Kitabın sonu da aynı çarpıcı etkiye sahip ; ''Kaçırdık o vakit elimizden onu, ama ziyanı yok, yarın daha hızlı koşacak, kollarımızı daha ilerlere uzatacağız... ve bir sabah, aydınlıklar içinde... O ümitlerdir ki şimdi sefer etmekteyiz, biz o akıntıya karşı giden tekneler, durmadan geriye, geçmişe çarpılıp atılsak da ne gam...'' En onulmaz zamanınızda size 90 yıl öncesinden seslenen kitaplardan birisi Muhteşem Gatsby. Her ne kadar size Alejandro Gonzales Inarritu'nun ''Biz, aslında kaybetiklerimiziz'' ini hatırlatsa da...